PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Rapa Nui dövmeleri,tattoos history,kutsal ten


Dragon
05-11-2008, 11:38 PM
RAPA NUI SKIN: PASKALYA ADASI MÜREKKEBİ


1722’de Paskalya pazarında Hollandalı seyir subayı Jacob Roggeveen Güney Pasifikte seyrederken uzakta küçük bir volkanik ada gördü. Kayalıklarla dolu küçük körfeze çıktıklarında mürettebat sahilde sıra sıra duran yedi metre uzunluğundaki taş heykellerden (moai) çok etkilendi. Belki de tam o anda, gizemli ve dünyadan tamamen kopmuş bu adada kimlerin yaşadığını merak etmeye başladılar. Paskalya Adası yüzyıllar boyunca dünyadan uzak bir şekilde gelişmiş gibi görünüyordu.

Paskalya Adası halkı ki bu kişiler bugün bile kendilerine ve anavatanlarına Rapa Nui demektedirler, 36 Polonezyalı insandı ve ataları orta ve doğu Pasifikteki adaları keşfederek yerleşmişlerdi. Diğer Polonezyalılarla, yani Havaili, Tahitili ve Yeni Zealanda Maorileriyle, ortak bir geçmişi paylaşıyorlardı.

Polonezyalıları ataları Güneydoğu Asya’dan İ.Ö. 1500 yıllarında göç etmeye başladılar ve 600-800 arası bir zamanda Paskalya Adasına ulaştılar. Rapa Nui efsanesine göre bu adaya ilk yerleşenler güçlü bir şef olan Hotu Matu’nun iki gemiyle gelen kolonileriydi. Bu zamanda sık palmiye ormanları ve küçük ağaçlar adayı kaplamaktadır, ve sahiller deniz kuşları, deniz kaplumbağaları ve deniz memeleri tarafından ziyaret edilmektedir. Ancak zaman içerisinde 19ncü yüzyılın sonlarına doğru ağaçlar kesilmiş ve Rapa Nui çorak bir hal almıştır.


Rapa Nui Dövmeleri


Tüm Rapa Nui sanatları antromorfik ve zoomorfik desenleri, mükemmel işçilik ve hemen hemen sürrealistik biçimde birleştirmektedir. Bu sanatın bazı sürrealist ressamlara ilham kaynağı olmasına şaşmamak lazım, özellikle de çalışmalarında genellikle Paskalya Adaları resimlerinden ilham alan Max Ernst’e. Daha önce de belirtildiği üzere oyma amaçlı ahşap azdı ancak dut ağacından yapılan Havai kumaşı (tapa) daha da azdı ve belki de daha değerliydi. Havaili şefler sırtlarını kapatmak, yüksek, ilahi-gibi olan statülerini belli etmek için kırmızı tüylerden yapılmış pelerin giyerlerdi, Rapa Nui şefleriyse tapa giyerlerdi.

Havai kumaşının azlığı, tapa figürlerinin –büyük ihtimalle atalarının ruhları için yuvaydı- ahşap figürler yerine yüksek-statü belirlemede kullanıldıklarını gösteriyor olabilir. Ne yazık ki müze koleksiyonlarında toplam beş adet Havai kumaşı (manu uru) bulunmaktadır, ancak hepsi dövmeleri simgeleyen resimlerle dekore edilmiştir.

Stilistik fırkateyn kuşu dövmesi. Bu motif tapalarda ve insan derisinde kullanılmıştır, özellikle 1880’de Juan Tepano’nun boğazında. İlüstrasyon, Hjalmar Stolpe.

Rapa Nui asilzadesi Juan Tepano’nun kartviziti, 1870.

Tapa kumaş figürü (manu usu). Kamışlar, havai kumaşı ve boya, 19ncu yüzyıl. Kırk cm. boyun, yüz ve vücudun üst kısmındaki dövmelere dikkat ediniz.

Polonezya’nın tamamında dövme son derece yaygındı ve genellikle şef veya savaşçı olmayla bağlantılıydı. Yüze, enseye, vücudun üst kısmına, sırta, ayaklara, kollara ve vücudun üst kısmına dövme yapılırdı ve Rapa Nui dövme aletleri (ta kona) Polonezya’nın diğer kısımlarında kullanılan aletlerle benzerdi (ahşap bir tutamaca sağ açılı bağlanmış bir kuş kemiği tarağı). Tarak kavrulmuş ti yaprakları (Cordyline terminalis) ve siyah gecegölgesi (Solanum nigrum) suyu karışımından hazırlanmış pigmente bandırılırdı ve tokmakla vurularak deriye sokulurdu. Havai’de tinin tanrı Lono ve tanrıça Laka açısından kutsaldı. Ti yaprakları yüksek rütbe ve ilahi gücün amblemiydi, şeytani ruhları savuşturmak ve iyi şans getirmesi için taşınırdı.

Ne yazık ki geleneksel Rapa Nui dövmeciliğiyle ilgili sadece bir resim bugüne kadar gelmiştir. 1870’lerde Tahitili bir fotoğrafçı olan Madame Hoare tarafından hazırlanmış olan kartvizit, Rapa Nui asilzadelerinden Juan Tepano’nun ense ve yüz dövmelerini göstermektedir. 1880’lerde Pasifikte seyahat etmiş olan İsveçli etnograf Hjalmar Stolpe de kendisini portre olarak ve profilden göstermiştir.

1991’de 228 adalıdan sadece 4 tanesinde geleneksel dövme vardı ve bunlar da kadındı. 1930’da sadece iki kişi hayatta kaldı: Juan Tepano’nun annesi yaşlı Viriamo ve Paskalya adasının son “kralı” Atamu Te Kena’nın eşi Ana Eva Hei. İki kadın da tamamen dövmeyle kaplı değildi ve Viriamo daha fazla dövme yapılmasına izin vermediğini çünkü dövme operasyonun son derece acı verici olduğunu belirtmişti. Ana Eva Hei daha gençti ve dövmeleri son kalan uzmanlardan birisi tarafından yapılmıştı.

Genel olarak Rapa Nui dövmeleri jenerasyonlar tarafından korunan ve bir sonraki jenerasyona aktarılan temel motiflerden oluşmaktaydı. Ancak şu bir gerçekti ki kişisel zevk değişmekteydi ve belki de farklı kabilelerin farklı zevkleri vardı. Ancak bazı desenler diğerlerine göre daha sık kullanılmaktaydı. Kadınların ve erkeklerin yüzlerinde ağır çizgiler bulunurdu, bu çizgi alından geçer ve bir kulaktan diğerine kadar uzanırdı. Bu çizgiler kıvrımlıydı ve alın ile şakakları işaretleyen bir seri büyük nokta (humu veya puraki “kuşatmak için”) ile birlikte kullanılırdı. Bunlar aynı zamanda havai kumaşı figürlerinde de kullanılırdı fakat daha küçük detaylarla. Kadınların yanaklarında, kulaklarının altında pagaha (“ağır asılan şey”) adlı bir motif olurdu ve iki desenin buluşmasıyla oluşurdu, üçgen ve fusiform (iki uçta incelen) yapıda. Bu kelimenin eski bir telafuzu pangehua olup hua köküne dayanmaktaydı, bunların doğurganlık işaretleri oldukları söylenebilir. Hua’nın anlamı “testis”tir veya daha figüratif olarak “oğul”. Dövmeli halkalar (ngutu tika) kadınların ağızlarını çevreler, büyük ihtimalle Maori geleneklerine benzer olarak, üç dikey çizgi ağızdan aşağı iner ve bazen çeneyi de geçer. Bu motifler bazı havai kumaşlarında da kullanılmıştır.

Viriamo’nun sırtında, omuzlarındaki yassı kemiklerde “ao” (“dans kanadı”)adlı motif ve geleneksel gözler ve burun vardı. Sırtın alt kısmında ve ao’nun altında ileri geri gidip gelen bir şerit vardı. Bu bantlar ya da “dans eden torsolar” vücudun etrafına devam eden bir dövme deseni olarak yapılırdı. Bir havai kumaşı deseninde aynı dövme deseni kalça ve bel kısmını kaplamaktaydı ve bant, iki adet içiçe geçmiş halkayla birleştirilmiş gagası bulunan kuş deseninde sonra ermekteydi. Ao motiflerinin atalarından kaynaklanan bir öneminin olması mümkündür, özellikle de ao kelimesinin yöneten elit kısma atıfta bulunduğu ve sadece aristokratların bu dövme motiflerini taşıyabileceklerini telkin ettiği düşünülürse.

Juan Tepano’nun alın dövmeleri (retu, “durmak”) altı ila on adet katı dikey şeritten oluşuyordu. Alındaki parallel çizgiler ve nokta saçakları yüzdeki ilk dövme desenleriydi. Bu desen en genel olanıydı, çünkü ilk gelen ziyaretçiler tarafından en yaygın olarak kaydedileniydi. Fakat asıl göremediğiniz dövmeler daha ilginçti. Tepano’nun çenesinin ve sakalının altında (boğazında) kafası aşağıya dönmüş şekilde stilize edilmiş bir kuş bulunmaktaydı, uzatılmış vücut ve kanatlar dört küçük dövme çizgisine indirgenmişti. Havai kumaşının soyut versiyonunda da bulunan bu motif fırkateyn kuşuna aittir. Yırtıcı olan, hızla ve ustalıkla uçabilen fırkateyn kuşu Polonezya, Melanezya ve İndonezya’daki bazı yerlilerin dövme gelenekleriyle bağlantılıydı ve kafaavcılığı ile savaş konularında sembolik öneme sahipti. Aynı zamanda Tepano’nun omuriliğinin sağ tarafında dokuz adet paralel çizgi bulunmaktaydı; bu çizgiler dikey olup alt kısmında sağa doğru kıvrımlıydı ki bu da kanatlarını açmış ve saldırıya geçmiş bir kuşu anımsatmaktaydı. Bu desenlerin aynısı havai kumaşında da bulunmaktadır. Diğer tapa figürlerinin boyun ve bel kısımlarında daha soyut imajlar bulunmaktadır.

Tapa havai kumaşı figürü (manu usu). Ao pervane dövmesi vücudun üst kısmını ve sırtı görünür bir şekilde işaretlemektedir. Bu dövmeler 1930’ların sonlarına doğru yaşlı bir kadının sırtında görülmüştür. Tapa figürleri ataların ruhlarına yuva olması için kullanlmış olabilir.

Bana göre dört çift geniş ve dalgalı çizgiden oluşan ve esasında erkeksi olan bu kuş sembolizmi temel ense (ua) dekorasyonunda belirgindir. Aynı zamanda adada bulunan büyük taş moailerde de görülmektedir; bu dövmeler kuş tüylerine benzer olup diğer dövmelerle kombine edilerek taşıyıcısını bir “kuşadama” dönüştürmektedir. 15nci yüzyılda Rapa Nui’de bir dizi yıllık dini tören geliştirilmişti ve bunun merkezinde yaratıcı tanrı Makemake vardı ki kendisinin dünyadaki görüntüsü tangata manu veya kuşadamdı. Tapınakta yıkanmış yüzen bir kafatasından denize doğmuş olup, Makemake ilk insanları ve dostlarını yaratmıştır, tanrıça Haua ilk göçmen denizkuşlarını adaya getirmiştir.

Kutsal Ten

Sahilleri koruyan moai heykellerinden, zengin tapa şekillerine ve insanlığın vücudunu damgalamış olan dövmelere kadar, tanrılar için dinsel sanatın yaratılışı ve Rapa Nui’nin ataları insanların varlığının kişisel görsel tasvirini dünyanın en ücra köşesine kadar yaymıştır.
Süslünün ruhsal gücü (mana) vasıtasıyla bireylerin, dünyada devamlılığı sağlayabilecek veya onun sonunu getirebilecek güce sahip olan, tanrılarıyla daha yakın iletişim kurmasını sağlayan Rapa Nui dövmeleri deriyi kutsal kılmaktaydı.

Yasal Uyarı: Bu yazılar dragon tattoo piercing(ilyas Yılmaz) a aittir. Noterden onaylıdır, kopyalanması veya değiştirilmesi halinde yasal işlem yapılacaktır.