Dragon
05-12-2008, 12:17 AM
Borneo’nun Dövmeli Kadın “Savaşçıları” – Skrang İban Dokumacıları
“Kuzeyde Brunei ve güneyde Kalimantan Pontianak’a kadar, insanlar İban’ı görür görmez kaçmayı öğrendiler... aksi taktirde sonuç kesinlikle boynunun vurulması olurdu. Sahildeki çocuklar bile Skrang İban adını duyduklarında büyük korku duyarlardı. Kafaavcılarının saygınlıklarıyla ilgili hikayeler anlatılmaktaydı ki bu hikayelerde insanları direklere asılmış kancalarla sürükledikleri ve gırtlaklarını kestikleri söylenmekteydi.” (Avrupalı resmi, Kuching, 1855)
Geleneksel İban inanışına göre kafaavcılığı tarımsal ve toplumsal verimliliği garanti altına alarak ritüel zenginliğin muhafaza edilmesini sağlardı. İban alegorisinde kupa kafalar tohum kaplarıydı ve İban’ın temel besin maddesi olan tepe pirincinin verimliliğini artırırdı. “Shaman Guyak’a göre bu kafa sinirli ve ağlamaklı olduğundan genç bir muz ağaçı olarak ekilmek istiyor. Shaman Lambong’a göre bu kafa toprağın derinlerine bir yer elması olarak ekilmek istemektedir.”
Kesilmiş kafalar penise benzetilse de hayat-veren sembolü akan kan temsil etmekteydi.
İban tanrılarının ve ilahlaştırılmış atalarının gözlerinde, taze kafaları almak sadece memnuniyet verici değildi, aynı zamanda bir çok hediye ile ödüllendirilirdi. Kafaavcılığı karşılığında, örneğin ormanda ilahi olması nedeniyle temizlenecek ve pirinç ekilecek yerlerin belirlenmesi; hastalık zamanlarında tanı koyulması ; erkekler savaşa ya da kafaavcılığına gittiklerinde başarı için onlara eşlik edilmesi gibi konularda yardım ederlerdi.
Skrang İban için kafaavcılığı evrende dengeyi ve ahengi muhafaza ederdi. Çoğu zaman bir erkeğin statüsü, kendisini kafaavcılığında kanıtlamadan belirlenmezdi. Bu tür bir kanıt sadece evin çatı kirişine asılmış bir kafa değildi; aynı zamanda bitmiş dövmeler de (pantang) insan avına katıldığının silinmez sembolleriydi.
Nasıl ki muhteşem savaşçılar kafaavcılığında gösterdikleri başarıya göre dövme sahibi oluyorsa, İban kadınlarına da dokumadaki başarılarına göre dövme yapılıyordu. Skrang İban kadınlarının dokumada genellikle başarılı olmalarına rağmen prestij ve daha gelişmiş bir statü için emek ağırlıklı işler yaparlardı ve sadece bir kaç kişi en güçlü, karışık tasarım ve renklerden oluşan kutsal pua kumbu battaniyesini üretebilecek gerçek ustalardı.
Genç İban kadını yaşlı bir İban erkeği tarafından törende takılmak üzere kafa bandı dokuyor. Görüldüğü üzere ticari, hazır boyanmış kumaş kullanıyor ve hiçbir dövmesi yok.
Skrang Nehrinde çatı kirişine asılmış insan kafatası & takdim sepeti.
Pala tumpa dövmesine sahip 80 yaşında İban kadını.
İban Kadınlarının Savaşı
Pua battaniyesinin dokunması tehlikeli bir ruhsal yüklenimdi ve savaşçıların kafatası avcılığı kadar önemli olduğu varsayılmaktaydı. İban’lar buna “kadınların savaşı” derlerdi (“kayan indu”) çünkü pamuk ipliğini kan-kırmızıya boyamak tehlikeliydi, bunun sebebi kırmızı boyanın –kana benzeyen- ruhları çekmesi ve bunun da dokuma yapan kişiye, kişinin ailesine ya da tüm tüm kabileye bela ya da ölüm getirmesiydi. Genel olarak konuşmak gerekirse, 50 kadından sadece bir tanesi koyu vişne rengindeki sıvıyı yapmayı veya “ilaçları karıştırarak zengin rengi elde etmeyi” (Orang tau nakar tau ngar) biliyordu. Tam olarak bu kadınların, koruma amaçlı aletler gibi çalışan özel dövmelere sahip olmalarına izin verilirdi.
Daha önce de belirtildiği üzere İban kumaşları arasında en önemlisi pua kumbu adı verilen kutsal battaniye idi. Pua’ların birkaç kullanımı bulunmaktaydı, en önemli kullanım alanı İban savaşçı erkekleri tarafından yeni kesilmiş kafaların alınmasıydı. İban shamanları (manang) da puayı kullanırlardı. Bunları kullanarak kutsal bir barikat kurarlar, pua’ların altına oturarak ruhani-yardımcılarının (petara) gelmelerini beklerlerdi. Petara savaşlardan, kafaavından ve iyileştirme törenlerinden önce çağırılırdı.
Pua yaratılması sürecinin tamamı muhteşem işçilik ve sabır gerektirmekteydi, bunun yanı sıra tören bilgisi ve hareketleri de gerekiyordu ki buna ruhları teskin etmek amacıyla domuz veya tavuk kurban edilmesi de dahildi. Her bir dokuma deseninin kendine ait bir anlamı ve ruhani enerjisi bulunmaktaydı, bu yüzden dokumacı dokuma tezgahının başında çalışırken kendisinin ve çevresindeki insanların başına bir şey gelmemesi için ritüel etiketini takip etmek zorundaydı. Örneğin, dokumacı dokuma becerisi konusunda haddini aşarsa, ruhların gazabı layu gösterebilir ya da “soldurabilirlerdi”. Dokumacının ortada antromorfik ruh figürleri (engkaramba) bulunan bir pua yaratması durumunda bunların kırkayak (kemebai) bantlarıyla dikkatli bir şekilde“çevrelenmesi” gerekmekteydi, üst, alt ve yan desenlerin güçlü olması gerekmekteydi. Aksi taktirde ruh kumaştan serbest kalabilir ve kabilede ahengi bozabilir ve şanssızlığa sebep olabilirdi.
İban dövme sanatçıları gibi (bunlar erkekti), dokumacılar da çalışırken birçok koruyucu muska kullanmaktaydılar. Bunlar genellikle küçük kutsal taşlar, oklar ve hatta göktaşları olabilmekteydi. Genel olarak konuşmak gerekirse, bu objelerin yerleri dokumacıya rüyasında ataları tarafından bildirilmekteydi. Dokumacılar, şeytani ruhlara karşı ruhlarını güçlendirmek için çelik parçaları ısırırlardı. Ayrıca rüyalarında ruh yardımcılarıyla (antu nulong), özellikle pua kafaavcılığıyla ilgili olacaksa, yeni tekstilde tanımlanacak ruhların sinirlenmemeleri ve “ruhsal güçlerini” kullanmamaları konularında iletişime geçerlerdi. Bu tür doğaüstü iletişimler dokumacıları pua yapımında kullanılan insan kanına yakın kan-kırmızı renkten etkilenen ruhlara karşı korumaktaydı.
Açıktır ki pua dokumacılığı hem fiziksel hem de ruhsal açıdan tehlikeli bir yükümlülüktü. Bu yüzden erkeklerin kafaavcılığı uygulamasının tamamlayıcı olduğu düşünülmekteydi. Uzman dokumacılar sadece metaforik bir “savaş”ta yer almakla kalmayıp, aynı zamanda ruhani açıdan yüklü kumaşları ile prestij ve daha gelişmiş bir statü kazanıyorlardı, aynı zamanda kabiledeki bekarların da ilgisini kazanıyorlardı.
“Kadınların savaşında” yer alan uzman dokumacılar hem sosyal hem de rituel olarak parmaklarında küçük işaretler veya başparmaklarını kaplayan dövmeyle, kafaavcıları gibi işaretlenirlerdi. Fakat, en yetkin dokumacılar ki bunlar en yüksek güçlere sahip olanlardı, başka bir dövmeye sahiptiler; bu özel dövme sahibine ruhani koruma sağlardı – pala tumpa veya “kafa künyesi” dövmesi.
Pala tumpa dövmesi bugün son derece ender olmasına rağmen hem bir dövmedir, hem de nesilden nesile anneden kızına aktarılan değerli bir şeydir. Dövme adını vücutta yerleştirildiği alandan almaktadır, genellikle ön kola yapılır ki burada bir dizi geleneksel bilezik taşınır. İban ülkesinde bulduğum birkaç kişide, pala tumpa desenleri arasında akrep (kala) ve kırkayak (kemebai) desenlerinin ağırlıkta olduğunu gördüm. İndonezya, Papua Yeni Gine, Filipinler ve Polonezya yerlileri arasında her bir sembolün koruyucu olduğu söylendi.
Fakat değişen yaşam şekilleri ve değerler nedeniyle dokumayla ilgili en güçlü pualar ve dövmeler kullanılmaz hale gelmiştir. Çağdaş dokumacılar artık ticari hazır boyanmış iplik kullanıyorlar ve turist motiflerine yöneliyorlar ve şu an için pala tumpa dövmeleri sadece birkaç yaşlı uzman kişinin kollarında yer alıyor. Ne kadar üzücüdür ki “kadınların savaşı” ve bununla ilgili dövme, değişen zamanlar tarafından istila edilmiştir. Bir sonraki jenerasyonla birlikte, belki de her iki ruhani sanat biçimi de tamamen ortadan kalkabilir.
Sonraki Hayat için Meşaleler: Kuzey Borneo’daki Kadın Dövme Sanatçıları
Kayan, Sihan ve Lahanan, Rejang Nehri yakınındaki merkez Sarawak’ta (Maleyza Borneo’su) yaşayan üç etnik gruptur. Bu üç kabile birlikte Orang Ulu veya “yukarı nehir insanları” olarak anılmaktadırlar ve birçoğu dövmelidir. Komşuları İban’ın aksine tüm Orang Ulu dövme sanatçıları kadındır.
Orang Ulu dövmeleri uzun yıllardır yapılmamaktadır ancak yaşayan kişiler üzerindeki desenler hem basit, hem de soyutlamadaki güçleri nedeniyle halen muhteşemlerdir. Yakın zamana kadar dövmecilik burada sanatsal bir açıdan tanınmamıştır. Fakat bu bir grup yetenekli kadın için elle vurma dövmenin en saf haliydi. Aletleri doğal objelerden oluşmaktaydı – tahta, diken, çimen lifi ve pigmentler – ve bunlar, canlı ve cansız tüm varlıkların kendilerine ait bir hayatının ve ruhani enerjisinin olduğu balta girmemiş ormanlardan temin edilmekteydi.
Yasal Uyarı: Bu yazılar dragon tattoo piercing(ilyas Yılmaz) a aittir. Noterden onaylıdır, kopyalanması veya değiştirilmesi halinde yasal işlem yapılacaktır.
“Kuzeyde Brunei ve güneyde Kalimantan Pontianak’a kadar, insanlar İban’ı görür görmez kaçmayı öğrendiler... aksi taktirde sonuç kesinlikle boynunun vurulması olurdu. Sahildeki çocuklar bile Skrang İban adını duyduklarında büyük korku duyarlardı. Kafaavcılarının saygınlıklarıyla ilgili hikayeler anlatılmaktaydı ki bu hikayelerde insanları direklere asılmış kancalarla sürükledikleri ve gırtlaklarını kestikleri söylenmekteydi.” (Avrupalı resmi, Kuching, 1855)
Geleneksel İban inanışına göre kafaavcılığı tarımsal ve toplumsal verimliliği garanti altına alarak ritüel zenginliğin muhafaza edilmesini sağlardı. İban alegorisinde kupa kafalar tohum kaplarıydı ve İban’ın temel besin maddesi olan tepe pirincinin verimliliğini artırırdı. “Shaman Guyak’a göre bu kafa sinirli ve ağlamaklı olduğundan genç bir muz ağaçı olarak ekilmek istiyor. Shaman Lambong’a göre bu kafa toprağın derinlerine bir yer elması olarak ekilmek istemektedir.”
Kesilmiş kafalar penise benzetilse de hayat-veren sembolü akan kan temsil etmekteydi.
İban tanrılarının ve ilahlaştırılmış atalarının gözlerinde, taze kafaları almak sadece memnuniyet verici değildi, aynı zamanda bir çok hediye ile ödüllendirilirdi. Kafaavcılığı karşılığında, örneğin ormanda ilahi olması nedeniyle temizlenecek ve pirinç ekilecek yerlerin belirlenmesi; hastalık zamanlarında tanı koyulması ; erkekler savaşa ya da kafaavcılığına gittiklerinde başarı için onlara eşlik edilmesi gibi konularda yardım ederlerdi.
Skrang İban için kafaavcılığı evrende dengeyi ve ahengi muhafaza ederdi. Çoğu zaman bir erkeğin statüsü, kendisini kafaavcılığında kanıtlamadan belirlenmezdi. Bu tür bir kanıt sadece evin çatı kirişine asılmış bir kafa değildi; aynı zamanda bitmiş dövmeler de (pantang) insan avına katıldığının silinmez sembolleriydi.
Nasıl ki muhteşem savaşçılar kafaavcılığında gösterdikleri başarıya göre dövme sahibi oluyorsa, İban kadınlarına da dokumadaki başarılarına göre dövme yapılıyordu. Skrang İban kadınlarının dokumada genellikle başarılı olmalarına rağmen prestij ve daha gelişmiş bir statü için emek ağırlıklı işler yaparlardı ve sadece bir kaç kişi en güçlü, karışık tasarım ve renklerden oluşan kutsal pua kumbu battaniyesini üretebilecek gerçek ustalardı.
Genç İban kadını yaşlı bir İban erkeği tarafından törende takılmak üzere kafa bandı dokuyor. Görüldüğü üzere ticari, hazır boyanmış kumaş kullanıyor ve hiçbir dövmesi yok.
Skrang Nehrinde çatı kirişine asılmış insan kafatası & takdim sepeti.
Pala tumpa dövmesine sahip 80 yaşında İban kadını.
İban Kadınlarının Savaşı
Pua battaniyesinin dokunması tehlikeli bir ruhsal yüklenimdi ve savaşçıların kafatası avcılığı kadar önemli olduğu varsayılmaktaydı. İban’lar buna “kadınların savaşı” derlerdi (“kayan indu”) çünkü pamuk ipliğini kan-kırmızıya boyamak tehlikeliydi, bunun sebebi kırmızı boyanın –kana benzeyen- ruhları çekmesi ve bunun da dokuma yapan kişiye, kişinin ailesine ya da tüm tüm kabileye bela ya da ölüm getirmesiydi. Genel olarak konuşmak gerekirse, 50 kadından sadece bir tanesi koyu vişne rengindeki sıvıyı yapmayı veya “ilaçları karıştırarak zengin rengi elde etmeyi” (Orang tau nakar tau ngar) biliyordu. Tam olarak bu kadınların, koruma amaçlı aletler gibi çalışan özel dövmelere sahip olmalarına izin verilirdi.
Daha önce de belirtildiği üzere İban kumaşları arasında en önemlisi pua kumbu adı verilen kutsal battaniye idi. Pua’ların birkaç kullanımı bulunmaktaydı, en önemli kullanım alanı İban savaşçı erkekleri tarafından yeni kesilmiş kafaların alınmasıydı. İban shamanları (manang) da puayı kullanırlardı. Bunları kullanarak kutsal bir barikat kurarlar, pua’ların altına oturarak ruhani-yardımcılarının (petara) gelmelerini beklerlerdi. Petara savaşlardan, kafaavından ve iyileştirme törenlerinden önce çağırılırdı.
Pua yaratılması sürecinin tamamı muhteşem işçilik ve sabır gerektirmekteydi, bunun yanı sıra tören bilgisi ve hareketleri de gerekiyordu ki buna ruhları teskin etmek amacıyla domuz veya tavuk kurban edilmesi de dahildi. Her bir dokuma deseninin kendine ait bir anlamı ve ruhani enerjisi bulunmaktaydı, bu yüzden dokumacı dokuma tezgahının başında çalışırken kendisinin ve çevresindeki insanların başına bir şey gelmemesi için ritüel etiketini takip etmek zorundaydı. Örneğin, dokumacı dokuma becerisi konusunda haddini aşarsa, ruhların gazabı layu gösterebilir ya da “soldurabilirlerdi”. Dokumacının ortada antromorfik ruh figürleri (engkaramba) bulunan bir pua yaratması durumunda bunların kırkayak (kemebai) bantlarıyla dikkatli bir şekilde“çevrelenmesi” gerekmekteydi, üst, alt ve yan desenlerin güçlü olması gerekmekteydi. Aksi taktirde ruh kumaştan serbest kalabilir ve kabilede ahengi bozabilir ve şanssızlığa sebep olabilirdi.
İban dövme sanatçıları gibi (bunlar erkekti), dokumacılar da çalışırken birçok koruyucu muska kullanmaktaydılar. Bunlar genellikle küçük kutsal taşlar, oklar ve hatta göktaşları olabilmekteydi. Genel olarak konuşmak gerekirse, bu objelerin yerleri dokumacıya rüyasında ataları tarafından bildirilmekteydi. Dokumacılar, şeytani ruhlara karşı ruhlarını güçlendirmek için çelik parçaları ısırırlardı. Ayrıca rüyalarında ruh yardımcılarıyla (antu nulong), özellikle pua kafaavcılığıyla ilgili olacaksa, yeni tekstilde tanımlanacak ruhların sinirlenmemeleri ve “ruhsal güçlerini” kullanmamaları konularında iletişime geçerlerdi. Bu tür doğaüstü iletişimler dokumacıları pua yapımında kullanılan insan kanına yakın kan-kırmızı renkten etkilenen ruhlara karşı korumaktaydı.
Açıktır ki pua dokumacılığı hem fiziksel hem de ruhsal açıdan tehlikeli bir yükümlülüktü. Bu yüzden erkeklerin kafaavcılığı uygulamasının tamamlayıcı olduğu düşünülmekteydi. Uzman dokumacılar sadece metaforik bir “savaş”ta yer almakla kalmayıp, aynı zamanda ruhani açıdan yüklü kumaşları ile prestij ve daha gelişmiş bir statü kazanıyorlardı, aynı zamanda kabiledeki bekarların da ilgisini kazanıyorlardı.
“Kadınların savaşında” yer alan uzman dokumacılar hem sosyal hem de rituel olarak parmaklarında küçük işaretler veya başparmaklarını kaplayan dövmeyle, kafaavcıları gibi işaretlenirlerdi. Fakat, en yetkin dokumacılar ki bunlar en yüksek güçlere sahip olanlardı, başka bir dövmeye sahiptiler; bu özel dövme sahibine ruhani koruma sağlardı – pala tumpa veya “kafa künyesi” dövmesi.
Pala tumpa dövmesi bugün son derece ender olmasına rağmen hem bir dövmedir, hem de nesilden nesile anneden kızına aktarılan değerli bir şeydir. Dövme adını vücutta yerleştirildiği alandan almaktadır, genellikle ön kola yapılır ki burada bir dizi geleneksel bilezik taşınır. İban ülkesinde bulduğum birkaç kişide, pala tumpa desenleri arasında akrep (kala) ve kırkayak (kemebai) desenlerinin ağırlıkta olduğunu gördüm. İndonezya, Papua Yeni Gine, Filipinler ve Polonezya yerlileri arasında her bir sembolün koruyucu olduğu söylendi.
Fakat değişen yaşam şekilleri ve değerler nedeniyle dokumayla ilgili en güçlü pualar ve dövmeler kullanılmaz hale gelmiştir. Çağdaş dokumacılar artık ticari hazır boyanmış iplik kullanıyorlar ve turist motiflerine yöneliyorlar ve şu an için pala tumpa dövmeleri sadece birkaç yaşlı uzman kişinin kollarında yer alıyor. Ne kadar üzücüdür ki “kadınların savaşı” ve bununla ilgili dövme, değişen zamanlar tarafından istila edilmiştir. Bir sonraki jenerasyonla birlikte, belki de her iki ruhani sanat biçimi de tamamen ortadan kalkabilir.
Sonraki Hayat için Meşaleler: Kuzey Borneo’daki Kadın Dövme Sanatçıları
Kayan, Sihan ve Lahanan, Rejang Nehri yakınındaki merkez Sarawak’ta (Maleyza Borneo’su) yaşayan üç etnik gruptur. Bu üç kabile birlikte Orang Ulu veya “yukarı nehir insanları” olarak anılmaktadırlar ve birçoğu dövmelidir. Komşuları İban’ın aksine tüm Orang Ulu dövme sanatçıları kadındır.
Orang Ulu dövmeleri uzun yıllardır yapılmamaktadır ancak yaşayan kişiler üzerindeki desenler hem basit, hem de soyutlamadaki güçleri nedeniyle halen muhteşemlerdir. Yakın zamana kadar dövmecilik burada sanatsal bir açıdan tanınmamıştır. Fakat bu bir grup yetenekli kadın için elle vurma dövmenin en saf haliydi. Aletleri doğal objelerden oluşmaktaydı – tahta, diken, çimen lifi ve pigmentler – ve bunlar, canlı ve cansız tüm varlıkların kendilerine ait bir hayatının ve ruhani enerjisinin olduğu balta girmemiş ormanlardan temin edilmekteydi.
Yasal Uyarı: Bu yazılar dragon tattoo piercing(ilyas Yılmaz) a aittir. Noterden onaylıdır, kopyalanması veya değiştirilmesi halinde yasal işlem yapılacaktır.