PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Filipinlerde dövme tarihi,tattoos history


Dragon
05-11-2008, 01:02 AM
Filipinlerde Dövmenin Canlanması


Filipin Cordillera dağlarının tepesinde yer alan teraslı pirinç tarlalarında, kuzeybatı Luzon’dan eski kafaavcılarının geleneksel dövme uygulaması (batek, Kalinga) hemen hemen bitmiştir. Bugün, silinmez sanatın izlerine Kalinga ve belki bölgede yaşayan bir veya iki grupta rastlanabilir. Fakat 1900’lerde Amerikalı yetkililer kafaavcılığını yasaklamadan önce dövmelere her yerde rastlanmaktaydı, özellikle Bontoc Igorot, Kalinga ve Ifuga insanları arasında.

Buntoc kelimesi iki yerel kelimeden türemiştir “bun” (yığmak) ve “tuk” (üst), bu iki kelime birlikte “dağlar” anlamına gelmektedir. Geçmiş Yüzyıllarda da olduğu gibi Igorotların büyük kısmı Chico Nehri havzasındaki Bontoc idaresindeki bölgede ve bu bölgenin başkenti Bontoc’ta yaşamaktadırlar. Bölgenin kuzey sınırında Kalinga-Apayao bölgesi, güneyinde Ifugao ve Benguet bölgeleri bulunmaktadır. Ortak bir dil olmasına rağmen Bontoc bölgesindeki bazı köylerin kendilerine özel lehçeleri bulunmaktadır.

Genelde, Bontoc Igorotların kullandığı birkaç çeşit dövme vardı ve bir erkeğin vücudundaki dövme deseni sayısı, kafaavı sırasında avlamış olduğu insan kafası adediyle direkt bağlantılıydı. Chaklag olarak bilinen dövme göğüs ucundan başlar, kıvrılarak omuzlara çıkar kolun üst kısmında sona ererdi. Chaklag, dövmeyi taşıyan kişinin insan avlamış olduğunu gösteriyordu ve 1905’te bir yazarın söylediği gibi “silinmez dövme amblemi o kişinin insan kafası almış olduğunu gösteriyor, Bontoc ve Samoki’deki her on erkekten dokuzunda bu işaret bulunmaktadır”. Kuzeyinde bulunan Kalinga’da başarılı savaşçılar (maingor) ilk can aldıklarında ellerinin arkasına ve bileklerine dövme yapılırdı. Bu şerit şeklindeki desenlere gulot denirdi ve “kafa kesen” anlamına gelirdi. İki veya daha fazla adam öldürmüş Kalinga erkeklerinin kollarında ve göğüslerinde biking adı verilen daha gelişmiş dövmeler bulunurdu, bunlar arasında khaman (“balta-kafası”), ufug (“kırkayak pulları”) ve kırkayak gövdeleri (gayaman) bulunmaktaydı, bunlar koruyucu ve ruhsal açıdan yüklü sembollerdi. Khaman deseni aynı zamanda torso, sırt ve uyluk kısmını kaplardı, kırkayak pulları ise en başarılı savaşçıların yanaklarından geçerdi. Bazen bir insan antromorfu dövmesi göbek deliğinin hemen üzerine yapılırdı ve küçük haçlar yüzü süslerdi, bu işaretler savaşçının en yüksek seviyeden olduğunu gösterirdi. Diğer daha basit işaretlerin şifa verici değerleri vardı ve guatr, tümör ve varislerin üzerine yapılırlardı. Kalingalar arasında belirli kırkayak pulu düzenlemelerinin koleraya iyi geldiğine inanılırdı.

1900’lerde Chaklag sahibi Ifugaolar. Ifugaolar Bontoc Igorotlarla can düşmanıydılar ve bölgedeki kafaavcılığı sırasında mağdur olmaktaydılar. 1908’de Amerika’nın Ifugao bölgesinin kontrolünü eline geçirmesiyle birlikte bölgedeki kafaavcılığı aktiviteleri büyük ölçüde azaldı. Ifugao savaşçılarının göğüs parçaları birkaç parçadan oluşurdu ki bunlardan bazıları köpekler, kartallar, kırkayaklar (her göğüsten yukarıya doğru), akrepler, şimşek ve kalkan desenleriydi. Diğer işaretler ise basit bir şekilde estetik amaçlarla yapılmaktaydı, örneğin tinungfu – bir kol bandı olup dirsekte halka sınır görevi görürdü – veya kollarda eğreltiotu gibi işaretler. Deri üzerndei “Küçük adamlar” dövmeleri savaşçının toplumdaki statüsünü ve zenginliğini gösterirdi.

1900’lerde Kalinga bikking (göğüs dövmesi). Bu şef, karmaşık işaretlerden de anlaşılacağı üzere birçok kafa toplamıştır. Kırkayak pullarından (ufug) oluşan dövmelerle güçlenmektedir.

Geleneksel Ibaloi burik, çizim Hans Meyer 1880. Kertenkele, yılan, akrep ve antromorf gibi birçok figuratif desen burik tasarımında kullanılır. Birçok Ibaloi kafaavcısı kafaları eve götürmüş olmalarına rağmen sadece en cesur savaşçılar kendilerini daha güçlü yapan kutsal pirinç şarabı ve insan beyni içeceğinde içmişlerdir!

1900’lerde Chaklag sahibi Ifugao. Birçok Ifugao savaşçısı “ense-merdiveni” dövmesi (ardan) taşırdı ve bu dövme neofite savaşçısının bir sonraki seviyeye hareket ettiğini göstermekteydi. Bu hareket, savaşçı sınıfının yönetimde kalmasını sağladı, ve toplumun hayat-gücü olduğuna inanılırdı. Göğüste kırkayak (ginayaman) taşınarak, Ifugao savaşçısı yeni bir kimlik kazanırdı. Ifugao yaşlıları kırkayakların güçlü ruhsal kılavuzlar olduklarına inanırlardı ve bazen kafaavcılarına insan kupası maceralarında yol gösterirlerdi.


Geleneksel Cordilleran Dövme Uygulaması


Ato (Bontoc köyünün politika bölümlerinden birisi) mensubu insanlar sadece bir ato mensubu kafa aldığında dövme yaptırabilirlerdi. 1900’de Bontoc köyü insanları “dövme uygulaması her zaman yapılamaz ve başarılı bir ato mensubu olmayan insanlar dövme yaptıramazlar” demiştir. Dövme enstrümanı olarak bir parça tahta ya da su sığırı (carabao) boynuzu kullanılırdı ki bu boynuz yaklaşık 10 cm uzunluğunda ve 2 mm kalınlığındaydı. Uzunluğunun bir bölü altısı kadar bir bölüm sağ açıyla bükülürdü ve kısa olan uca üç ya da beş iğne takılırdı. İğneler deriye oturtulur ve ahşap bir çekicin üflemeleriyle dakika 90 ila 120 vuruş olacak şekilde içeri sokulurdu. Ladin ağacı gibi bir resinöz ağacının isi pigment olarak kullanılır ve yaraların içerisine ovulurdu, bu da yaranın daha iyi kabarmasını sağlardı, bazen enfeksiyon olurdu.

Kalingalar gibi her Bontoc köyünde en az bir erkek ya da kadın dövmeci (manbatek, Kalinga) bulunurdu. May 1903’te bir gezgin “Bontoc’ta – Toki, Lowingan ve Finumtii Longfoy – iki dövmeci vardır ve bu dövmeciler sanatlarını birbirlerine uygularlar. Finumtinin sırtına ve ayaklarına dövme yapılır ve desenler basittir. Büyük bir çift tarak kalçadan dize kadar Finumti’nin ayaklarının dış kısmına yapılır.” demişti.

Borneo ve Yeni Gine’nin komşu kabilelerinde de Igorot dövmeciliği ciddi bir dini deneyimdi. Akan kan ruhları (anito) cezbederdi ve bu ruhlar bir toplumu koruyabilecekleri gibi düzgün kurban verilmediği taktirde o toplumu yokedebilirlerdi de. İnsanların gözünde tüm hastalıklara ağır ya da hafif anitonun sebep olduğuna inanılırdı ve bu kötü niyetli ruhlar bazen bir insan kurban edilmedikçe ve kafası bir kirişe asılmadıkça tatmin olmazlardı.


Filipinlerde Kafanızı Kaybetmek


Kafa-alma uygulamasıyla ilgili olarak çok az formalite bulunmaktadır. Çoğu kafa, adam ölmeden önce savaş baltasıyla alınırdı. Sık sık, iki ya da daha fazla adam, yaralı kurbana mızraklarını fırlatırlardı. Eğer ki aralarında hiç kafa almamış bir Bontoc savaşçısı varsa genellikle kafayı bu kişinin kafayı vücuttan ayırmasına ve bu sayede kafaavcılarının özel dövmesine (chaklag) sahip olmasına izin verilirdi. (Tabi ki dövme işlemi zafer ve kutlamalarla ilgili tüm ayarlamalar yapılmadan yapılmazdı). Fakat kafa, ilk olarak mızrağını fırlatarak kurbanı sakat bırakan savaşçıya ait olurdu ve atoya yerleştirilirdi. Eğer ki vakit olursa atonun diğer üyeleri de atoda sergilemek üzere kurbanın ellerini ve ayaklarını keserlerdi. Bazen kol ve ayaklar da kesilmeye devam edilirdi ve yerde sadece kurbanın üst kısmı kalırdı!

Fakat başarılı kafaavcıları kupalarını her zaman savaş alanlarında kazanmazlardı. 31 Mart 1908’de saygın ve popüler Ifugao şefi Bahatan yapılmakta olan yolla ilgili olarak iş görüşmek üzere komşu kasabaya gitmişti. İşlerini öğleden önce bitiren şef, köyün şefinin evinin altında dinlenmeye başladı. Bu sırada düşman köyden bir adam kendisine yaklaştı. Bahatan’a kibar kelimelerle yaklaşan kişi, bolosunu (kafa kesme kılıcı) örtüsünün altına gizledi, şefe bir arek cevizi verdi ve cevizi verirken özellikle yere düşürdü. Bahatan cevizi almak için eğildiğinde, adam örtüyü hızla kaldırdı iki hamlede Bahatan’ın kafasını vücudundan ayırdı! Adam kestiği kafayı almak için durmadı ve köydekiler neler olduğunun farkına varmadan köyü çevreleyen yeşilliklerin arasına karıştı.

Bontoc adamların bir kafa almadan önce evlenemeyecekleri söylense de (adam “gelin hediyesi” olarak kafa getirmediği sürece köyün bekar genç kızları adamla kafa getirene kadar dalga geçerlerdi), Bontoc kafaavcılığı efsane kayıtlarına da geçmiştir: “Bontoc insanlarına göre tanrıları ve kültür kahramanları Lunawig savaşa gitmeyi öğretmiştir. Çok uzun zaman önce Bontoc’ta yaşadığı zamanlarda, kuzey ülkesi Lagod’a yapacağı savaş seferinde eşlik etmelerini istemiştir. Gitmek istemediklerini söylemelerine rağmen sonunda çağrısına kulak vermiş ve kendisini izlemişlerdir. Geri dönüş yolunda arkadaşlarından birini kaybetmişlerdir. Lumawig kayıp kişinin kuzeydeki insanlar tarafından öldürüldüğünü söylemiştir. Böylece intikam almak amacıyla savaşmaya başlamıştır.”

Fakat Cordilleran bölgesindeki yaşlılar kafa avcılığıyla ilgili daha fazla sihirli-dini sebepler olduğunu onaylamaktadırlar. Bunlar arasında sürülen ürünlerden bereketli hasat alınması, cesur ve erkek olarak kabul edilme isteği, döl coşkusu isteği, zenginliğin artması isteği, vahşi oyun ve balıkların bol olması isteği, genel sağlığın güvence altına alınması ve kadınların kendilerini beğenmesi, ve kadınlarda doğurganlığın artması yer almaktadır.

Fakat kişinin yeni kesilmiş bir kafaya sahip olması bütün bu zenginliklere sahip olacağını garanti etmiyordu. Kupanın düzgün bir törenle “aktivasyonu” gerekmekteydi ve ancak bu aktivasyon sonrası ruhsal ve sihirli güçlerini “serbest” bırakıyordu.

Örneğin Igorot fatihi bir kafa aldıktan hemen sonra köyüne dönerdi. Kafayı atosuna getirirdi ve meydandaki bir direğe bağlı olarak duran huni şeklide bir kabın içerisine koyardı. Atonun tamamı gece ve gündüz süren törene katılırdı. Anitonun yatıştırılması amacıyla köpek ya da domuz kurban edilirdi. Sonrasında atonun genç erkekleri gangsa gongunun ritimli müziğiyle dans ederlerdi. Sabah saat 7 gibi atonun yaşlı erkekleri kafayı nehire götürürlerdi. Orada bir ateş yakar ve kafayı yanına yerleştirirlerdi, bu sırada diğer erkekler etrafında bir saat için dans ederlerdi. Sonrasında herkes yüzünü nehire dönerek yere oturur ve nehire küçük birer çakıltaşı atarlardı, ondan sonra kafanın alındığı köyün adı söylenirdi. Bundaki amaç düşmanlarının savaş baltalarını kendi enselerinden başka yöne çekmekti. Kafa saçlarından tutularak suya bandırmak suretiyle nehirde yıkanır ve grup köy meydanına geri dönerdi. Burada alt çene kafadan kesilerek ayrılır ve etin ayrıştırılması amacıyla kaynatılırdı ve fatihin gangsa gongu için tutacak haline gelirdi! Akşam olduğunda kafa meydana gömülür ve orada en fazla üç sene kalırdı. Sonra kafa kazılıp çıkartılır, iyice yıkanır, diğer kafataslarıyla birlikte bir sepete koyulur ve meydana asılırdı.

Kafasını kaybetme talihsizliğini yaşamış daha düşük seviyeli savaşçıların vücutları tören olmadan, kafasını alan adamın yaşadığı şehrin yoluna gömülürdü. Fakat kafalarını kaybeden şefler için yas tutan binlerce kişi ceza törenine katılırdı. Ifuagolar arasında bu tür cenaze merasimleri genellikle, arama grubu, başı olmayan vücudu bulduklarında yapılırdı. Arama grubunun yokluğunda şefin kabilesi ile bağlantılı her köyde dini merasimler yapılırdı. Shamanlar kabile atalarının ruhlarını çağırarak arama grubunun başarılı olmasını garanti altına alırlardı. Binlerce ruh adlarıyla çağırılırdı ve bunlar arasında ünlü savaşçılara ve geçmişteki cesur savaşçılara özel ilgi gösterilirdi. Bunlara, vücut ve kafayı aramaya giden arama grubuna yardımcı olmaları ve tehlikeli yolculukta düşmanlarının kendilerine bir zarar vermesini engellemeleri yönünde danışılırdı. Ifuago shamanları aynı zamanda “eziyetçi” ruhları da çağırırlardı. Eziyetçi ruhlardan düşman savaşçıları körlük ve baygınlıkla vurmaları ve korkutmaları, böylece kurtarma grubuna saldırmalarının engellemelerini isterlerdi. Shamanlar bu ruhları küçük tavuklar, pirinç şarabı, arek cevizi ve arek yapraklarıyla yatıştırırlardı. Fakat seferin başarılı geçmesi durumunda ruha, domuz ve diğer şeylerden oluşan daha büyük hediyelerin verileceği söz verilirdi.


“Çağdaş Kafaavcısı”


Bontoc bölgesinde kafaavcılığı olayları zaman zaman rapor edilse de İkinci Dünya Savaşından beri kafaavcılığı ve dövme arasında bir bağ bulunmamaktadır demiştir Filipin-Baguio Üniversitesi’nden antropolojist Ikin Salvador. Cordilleranlar arasında dövme geleneklerini inceleyen Salvador “Kalinga erkekleri 1940’taki işgal sırasında öldürdükleri Japon askerleri için kollarına ve göğüslerine dövme yaptırırlardı. Fakat dövme sadece kafaavcılığı kültürünün bir boyutu değildi.” demiştir.

Kendisi aynı zamanda “Dövme, yönetim biçimini ve Kalinga savaşçı sınıfını (kamaranan) ayakta tutan karmaşık bir tören geçidiydi” demiştir. Ancak ne kadar üzücüdür ki bu kültürel uygulama hızla ölmektedir. Buna bağlı olarak yakın zamanda dövmeyi yeniden canlandıracak bir şey ortaya çıkmazsa, Filipin Cordillera’da geleneksel dövme uygulaması tamamen ortadan kalkacaktır.”

Bugün sadece bir avuç Bontoc ve Kalinga erkeğinde geleneksel göğüs dövmesi bulunmaktadır, Isneg, Kankanay ve Ibaloi insanları arasındaysa geleneksel dövme uygulaması belki de son bulmuştur.

Salvador’a göre “Birçok Bontoc deseni, Ifugao stili tarafından “işgal edilmiştir” ve bu da dövme kültürlerinde asimilasyona yol açmaktadır.” Salvador, Kalingaların yaşlılarının “gençlerin artık çok eğitimli ve farklı olduklarını, geçmiş jenerasyon dövmelerine ilgi duymadıklarını” düşündüklerini gözlemlemiştir.

Hala yaşamakta olan erkeklerin ve kadınların vücutları – son dövme kültürü hazineleri – yakın zamanda bizi terk edip gidecek olsa da, Cordilleran insanlarının dövme geleneklerinin Tatak Ng Apat Na Alon kabilesi üyeleri tarafından yaşatılmaya devam edeceği umut edilmektedir. 1998 yılında Los Angeles’ta Filipinli-Amerikalı gençler tarafından kurulan bu organizasyon, atalarına ait gelenekleri korumayı ve yeniden canlandırmayı hedefleyen tarihi bir yolculuğu başlatmıştır. Kurucu başkanlardan Elle Festin’e göre “Bizim çok güzel bir dövme kültürümüz var ancak yavaş yavaş yokoluyor. Bizler atalarımızın ruhani sanat biçimlerini yeniden alevlendirmek ve insanlarımıza geçmişe inanmaları konusunda ilham vermek istiyoruz çünkü tarihi, geldiği yer ve kültürü hakkında bilgi sahibi olmayan bir insan, kökleri olmayan bir ağaca benzer.” Kalinga bikking’in çağdaş bir versiyonunu taşıyan Festin: “özel bir kültürel mirasımız var ve bu güzellikleri ortaya çıkarmak istiyoruz. Kaliforniya’daki üniversitelere giderek, kültürel etkinliklere ve dövme toplantılarına katılarak genç ve yaşlı Filipinlileri kültürümüzün kökleri hakkında eğitmeye çalışıyoruz. Ben kendimi “çağdaş kafaavcısı”na benzetiyorum çünkü kafa avlıyorum ve fırsatını yakaladığımda eğitiyorum.”

Bugüne kadar Tatak Ng Apat Na Alon kabilesinin (“Dört Dalganın İşareti”) 150 üyesinden 100 tanesi Filipin yerlilerinden ilham alınarak hazırlanmış olan geleneksel desenlerin dövmesini yaptırmıştır. Biggs’e göre dövmeleri birkaç sebepten dolayı önemlidir: “Bizim kültürümüz haricinde hemen hemen her kültürün geçmişi dökümante edilmiştir. Benim dövmelerim diğer insanları, fazla bir ilgi görmeyen kültürümle ilgili olarak bilgilendirebilir. Filipinli-Amerikalı toplumunda dövme genel anlamda ‘kabul edilebilir’ tanımlamasıyla ters düşmektedir, bu yüzden, bu dövmeleri kullanarak arkadaşlarımı ve hatta ebeveynlerimi eğitiyorum”. Bir başka kabile üyesi Lee-Way ise olaya şu şekilde bakıyor: “Benim dövmelerin bana benim insanlarımın tarihçesi hakkında bilgi veriyor. Bana göre atalarımın ruhları gelenekleri benim aracılığımla canlı tutuyorlar... bu sayede bu deneyimden diğerlerinin de faydalanabilmesi için bunu ortaya koyabilirim.” Çağdaş elle-vuruşçu mantabek (dövme sanatçısı) olmak için çalışan Festin’e göre “kabiledeki insan sayısı arttıkça, atalarımızın sanatlarındaki bilinç seviyesi yakalanacaktır.”

Açıktır ki kamuyu bu geleneksel ve anlamlı sanat biçiminin önemi konusunda bilinçlendirmek zor bir iştir. Ancak Filipinlerde, Salvador bu yönde çok önemli adımlar atmıştır. Yakın zamanda yokolmakta olan sanat biçimi Kalinga Batek’le ilgili olarak üç adet müze sergisi düzenlemiştir. Bu sergiler sayesinde tüm Filipinliler Cordillera’daki yerli dövme kültürünün zenginliğini ve batek gelenekleriyle bağlarını kaybetmiş olan Kalinga’nın yeni jenerasyonunun eğitilmesi gerekliliğini hatırlamışlardır. 2004 sonbaharında Salvador, Elle Festin’le birlikte Berkeley, Kaliforniya ve Ann Arbor, Michigan’a yeni bir dövme sergisi getirmiştir. Bu büyüleyici sergide Deride İşaretler, Güzellik ve Varolmak sayesinde katılımcılar ilk elden Filipin Cordillera yerlileri arasında dövmenin gücüne ve güzelliklerine, aynı zamanda Dört Dalganın İşareti Kabilesi üyeleri arasındaki batek’in yeniden canlandırılmasına tanık oldular.

Yasal Uyarı: Bu yazılar dragon tattoo piercing(ilyas Yılmaz) a aittir. Noterden onaylıdır, kopyalanması veya değiştirilmesi halinde yasal işlem yapılacaktır.